Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet irtikabı suçlamasıyla tutuklanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından alınmasıyla devam eden sürecin büyük bir gürültü koparmaması düşünülemezdi. Ancak gürültünün en azından daha büyük kısmının yargıya konu olan yolsuzlukların, rüşvetin, çeteleşmenin, organize işlerin ulaştığı boyut hakkında olması çok daha fazla beklenirdi.
Bir tarafıyla yolsuzluğun benimsendiği, içselleştirildiği ve mazur görülmesinin istendiği enteresan bir talep var bu protestoların ardında. Meydana koşanların büyük çoğunluğunun “yaptıysa ne olmuş, herkes yapıyor, iktidar yapmıyor mu?” gibi bir mazereti bu kadar kolay dillendiriyor olması dikkatlerden kaçmıyor. Kimse “asla yapmamıştır, bunların hepsi iftira” demiyor, diyemiyor. Ortaya sürülen en güçlü argüman, İmamoğlu’nun yaptığını zaten iktidarın da yapıyor olduğu. Allah sonumuzu hayretsin.
Olayın özeti bu aslında ama muhtemelen uzun süre İmamoğlu’nun Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak bertaraf edildiği masalını duymaya devam edeceğiz.